PEYGAMBERLERİN MEZARLARI (KABİRLERİ)
23 Aralık 2019

Tek harfi bile değiştirilmemiş ve tek kelimesinde bile çelişki olmadığı iddia edilen Kutsal Kitap’ta bu kez Hz. İbrahim ve Yakup’un gömüldüğü mezarlar hakkında yazılanları görelim;

 

7  İbrahim yüz yetmiş beş yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.

8  Kocamış, yaşama doymuş, iyice yaşlanmış olarak son soluğunu verdi. Ölüp atalarına kavuştu.

9  Oğulları İshak’la İsmail onu Hititli Sohar‘ın oğlu Efron’un tarlasında Mamre’ye yakın Makpela Mağarası’na gömdüler.

10  İbrahim o tarlayı Hititler’den satın almıştı. Böylece İbrahim’le karısı Sara oraya gömüldüler. (Tevrat-Yaratılış-25)

 

 Yukarıdaki Tevrat’ın Yaratılış kitabındaki açıklamalarda Hz. İbrahim’in, kendisinin Mamre şehrinde satın aldığı bir yere gömüldüğü yazmaktadır. Şimdi ayni yere gömülen Hz. Yakup’u görelim.

 

12  Yakup’un oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.

13  Onu Kenan ülkesine götürüp Mamre yakınlarında Makpela Tarlası’ndaki mağaraya gömdüler. O mağarayı mezar yapmak üzere tarlayla birlikte Hititli Efron’dan İbrahim satın almıştı.

14 Yusuf babasını gömdükten sonra, kendisi, kardeşleri ve onunla birlikte babasını gömmeye gelenlerin hepsi Mısır’a döndüler. (Tevrat-Yaratılış-50)

 

Şimdi de Tevrat’ın Yeşu kitabında Hz. Yakup’un nereye gömüldüğünü görelim.

 

32  İsrailliler Mısır’dan çıkarken Yusuf’un kemiklerini de yanlarında getirmişlerdi. Bunları Yakup’un Şekem’deki tarlasına gömdüler. Yakup bu tarlayı Şekem’in babası Hamor’un torunlarından yüz parça gümüşe satın almıştı. Burası Yusuf soyundan gelenlerin mülkü oldu.”(Tevrat-Yeşu-24)

 

Tevrat-Yaratılış kitabındaki Mamre şehri, Şekem oldu. Satan kişi Hititli Efron oldu, Hamor’un torunu ve şimdi de aynı konu hakkında İncil’de neler yazmaktadır ona bir göz atalım.

 

15  Böylece Yakup Mısır’a gitti. Kendisi de atalarımız da orada öldüler.

16  Kemikleri sonra Şekem’e getirilerek İbrahim’in Şekem’de Hamor oğullarından bir miktar gümüş karşılığında satın almış olduğu mezara konuldu.”(İncil-Elç.İşl.-7)

 

İncil-Elçilerin İşleri kitabında bu kez iş daha da karmaşık bir hal almış. Şekem’de tarlayı satın alan Hz. İbrahim olduğu yazmaktadır. Önce Tevrat’ın iki farklı kitabında ki çelişkiyi, sonra da İncil’deki aynı konudaki çelişkileri gördük.

 

Hadi bunlar iki farklı kitaptan. Bir de ayni kitapta ve de aynı konuda yazılmış olanlara bakalım.

 

4 Saul, silahını taşıyan adama, “Kılıcını çek de bana sapla” dedi, Yoksa bu sünnetsizler gelip bana kılıç saplayacak ve benimle alay edecekler.”

Ama silah taşıyıcısı büyük bir korkuya kapılarak bunu yapmak istemedi. BUNUN ÜZERİNE SAUL KILICINI ÇEKİP KENDİNİ ÜZERİNE ATTI.

5 Saul’un öldüğünü görünce, silah taşıyıcısı da kendini kılıcının üzerine attı ve Saul’la birlikte öldü.
6 Böylece Saul, üç oğlu, silah taşıyıcısı ve bütün adamları aynı gün öldüler.”(1.Samuel:31)

 

Davut Saul’un Ölüm Haberini Duyuyor


11 Saul’un ölümünden sonra Amalekliler’e karşı kazandığı zaferden dönen Davut, Ziklak’ta iki gün kaldı.

5 Davut, kendisine haberi veren genç adama, “Saul’la oğlu Yonatan’ın öldüğünü nereden biliyorsun?” diye sordu.

6 Genç adam şöyle yanıtladı: “Bir rastlantı sonucu Gilboa Dağı’ndaydım. Saul mızrağına dayanmıştı. Atlılarla savaş arabaları ona doğru yaklaşıyordu.

7 Saul arkasına dönüp beni görünce seslendi. Ben de, ‘Buyrun, buradayım’ dedim.

8 “Saul, ‘Sen kimsin?’ diye sordu. ‘Ben bir Amalekli’yim’ diye yanıtladım.

9 Saul, ‘Ne olur üstüme var ve beni öldür!’ dedi, ‘Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.’

10 BU YÜZDEN VARIP ONU ÖLDÜRDÜM. Çünkü yere düştükten sonra yaşayamayacağını biliyordum. Başındaki taçla kolundaki bileziği aldım ve onları buraya, efendime getirdim.” (2.Samuel:1)

11 Saul’un cariyesi Aya kızı Rispa’nın yaptıkları Davut’a bildirildi.
12 Davut gidip Saul’un ve oğlu Yonatan’ın kemiklerini Yaveş-Gilatlılar’dan aldı. FİLİSTLER GİLBOA DAĞIN’DA SAUL’U ÖLDÜRDÜKLERİ GÜN, onun ve oğlunun cesetlerini Beytşean alanında asmışlardı. Yaveş-Gilat halkı da cesetleri gizlice oradan almıştı.” (2.Samuel:21)

13-14 Saul RAB’be ihanet ettiği için öldü. RAB’bin sözünü yerine getirmedi. Yol göstermesi için RAB’be danışacağına bir cinciye danıştı. BU YÜZDEN RAB ONU ÖLDÜRDÜ. Krallığını da İşay oğlu Davut’a devretti.”(1.Tarihler:10)

 

Hz.Musa’dan sonra Yahudilerin ilk kralı olan Saul’ün ölümü hakkında dört farklı bilgi. Eğer bu kitaplar gerçekten Tanrı’dan gelen vahiy veya esinti ile yazıldığı iddia ediliyorsa, biri çıkar da bu farklılıkların nedenlerini bize anlatır.

 

  • Hz. İbrahim, Abram veya Abraham, yaklaşık olarak MÖ 2. bininci yılda yaşadığına inanılan İbranî inançsal kişilik. İbrahim’i semavi dinler sayılan dinlerden olan İslam'a göre bir peygamber, Musevilik ve Hıristiyanlığa göre ise din büyüğüdür. Atababalar Mağarası (El Halil – Hebron – Batı Şeria)’nda gömülü olduğu rivayet edilir. Hz. İbrahim, ‘Peygamberler Şehri’ Şanlıurfa’da doğmuş ve yaşamış, MÖ 1900 yıllarında da Filistin’e göçmüş ve son durağı El Halil şehri olmuş. Mezarı da El Halil Camii’nin altında.

 

  • Hz. Yakup, İbrani din büyüğü ve atası. İslam'a göre peygamberdir. Babası İshak, amcası İsmail, büyükbabası İbrahim'dir. Yusuf'un babasıdır. Yakup'a Tanrı tarafından İsrail isminin verildiğine inanılır. Bu nedenle Yakup'un on iki oğlunun soyundan gelenlere "İsrailoğulları" denir.147 yaşında vefat eden Yakup Peygamber vasiyeti gereği el-Halil’de Makpela, İbrâhim (a.s.) ve karısı Sâre, İshak (a.s.) ve karısı Rebeka ile kendi karısı Lea’nın defnedildiği yere defnedildi. Yani mezarı da El Halil Camii’nin altında.

 

  • Atababalar Mağarası ya da Machpelah Mağarası, Müslümanlar tarafından İbrahim Tapınağı, Halilürrahman Camii ya da İbrahim Camii, El Halil Tepeleri'ndeki El Halil eski şehrinin merkezinde yer alan bir dizi yeraltı odasıdır. 

 

  • Hz. Yusuf’un (a.s.) naaşı mermer bir sandukaya yerleştirilip Nil kıyısına defnedilmiştir. (Taberî, Târîħ, I, 364, 386) Hz. Musa (a.s.), İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarınca Hz. Yusuf’un (a.s.) kemiklerini de beraberinde götürdü. Yusuf, Yeşû’nun ölümünden sonra Şekem yakınlarında Yakup’un kuyusu civarına defnedildi. (Yeşû, 24/32) Yûsuf’un kabri Filistin’in el-Halîl şehrindedir.

 

  • Tâlût, Şaul veya Şaul Ben Kiş, Tanah'taki kitaplardan olan Samuel kitabı ve 1 Tarihler ve Kur'an'da adı geçen MÖ 1047 ile MÖ 1007 yılları arasında İsrail Krallığı'nın ilk kralıydı. Hakim Samuel tarafından krallığa seçilen Şaul zamanında başkent Gibeah'tı.

 

Şimdi Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerin mezarları ve türbeleri nerede (nerelerde) olduğunu hatırlayalım..

 

HZ. ÂDEM:

İslâmî kaynaklarda İbn İshak’a göre Hz. Adem’in (a.s.)  kabri Mekke’de Mina veya Arafat’tadır, diğer rivayetlere göre ise Mekke’de Ebûkubeys dağında veya Hindistan’daki Nevz dağındadır. Başka bir rivayete göre de tûfanda Hz. Nuh (a.s.), Ebûkubeys dağında bulunan Hz. Adem’in (a.s.) naaşını alarak bir tabut içine koymuş, tûfandan sonra tekrar yerine veya Beytülmakdis’e defnetmiştir.

 

HZ. İDRİS:

Hz. İdris’in (a.s.) kabri yoktur, zira o bedeni ile Cennettedir. Peygamberimiz Miraç’a çıkarken onu dördüncü kat semada görmüş ve kendisi ile konuşmuştur.

 

HZ.NUH:

Hz. Nuh’un (a.s.) kabri Mekke’de Mescid-i Harâmda, Mültezem ile Makām-ı İbrâhim arasında, diğer rivayetlere göre ise Kerek, Cizre veya Necef’tedir.

 

HZ. HUD:

150 sene yaşayan Hûd (Sa‘lebî, s. 50), kavmi helâk olduktan sonra bir rivayete göre kendisine inananlarla birlikte Mekke’ye gidip yerleşmiş ve orada vefat etmiş, Kâbe ile zemzem arasında Hicr’e defnedilmiştir. (Ezrakī, II, 134; İbn Kuteybe, s. 28) Diğer bir rivayete göre ise kabri Şam’da Emeviyye Camii’ndedir.

 

HZ. SALİH:

Semûd kavminin helak edilmesinden sonra Salih Peygamberin kendisine inanan toplulukla birlikte Mekke’ye göç ettiği nakledilir. Bir diğer rivayete göre ise Hz. Salih (a.s.) vefat edinceye kadar Filistin’de Remle yakınlarında yaşamıştır.

 

HZ. İBRAHİM:

Vefat ettiğinde 200 veya 175 yaşında olan Hz. İbrâhim’in (a.s.) naaşı Hebron’da Sâre’nin yanına defnedilir. (Sa‘lebî, s. 98-99; Taberî, I, 312) Hz. İbrâhim’in (a.s.) kabri Filistin’in el-Halîl şehrindedir.

 

HZ. LUT:

Bir rivayete göre Lût Peygamberin 142 yaşında vefat ettiği kaydedilmektedir. (Ginzberg, I, 291) Hz. Lut’un (a.s.) Kabrinin nerede olduğu bilinmemektedir.

 

HZ. İSMAİL:

Allah ona peygamberlik verdi ve elli yıl peygamberlik etti. Cebrâil’in (a.s.) hac menâsikini öğretmesinden sonra Hz. İsmail (a.s.) bunu Hicaz halkına duyurmuş, Kâbe’nin hizmet ve nezareti ömrünün sonuna kadar kendi uhdesinde kalmıştır. (Tecrîd Tercemesi, VI, 22) 137 yaşında vefat etmiş ve Hicr’e annesi Hâcer’in yanına defnedilmiştir.

 

HZ. İSHAK:

İshak Peygamber, Esav ve Yakup’un (a.s.) doğumlarından sonra 100 yıl daha yaşamış, 170 yaşında vefat etmiştir. Çocukları onu babası Hz. İbrahim’in (a.s.) yanına defnetmişlerdir.

 

HZ. YAKUP:

147 yaşında vefat eden Yakup Peygamber vasiyeti gereği el-Halilde Makpela, İbrahim (a.s.) ve karısı Sâre, İshak (a.s.) ve karısı Rebeka ile kendi karısı Lea’nın defnedildiği yere defnedildi.

 

HZ. YUSUF:

Hz. Yusuf’un (a.s.) naaşı mermer bir sandukaya yerleştirilip Nil kıyısına defnedilmiştir. (Taberî, Târîħ, I, 364, 386) Hz. Musa (a.s.), İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarınca Hz. Yusuf’un (a.s.) kemiklerini de beraberinde götürdü. Yusuf, Yeşû’nun ölümünden sonra Şekem yakınlarında Yakup’un kuyusu civarına defnedildi. (Yeşû, 24/32) Yûsuf’un kabri Filistin’in el-Halîl şehrindedir. Hz. Yusuf’un (a.s.) türbesi, Gerizim Dağı ile Ebal Dağı’nı ayıran vadinin doğu girişinde, Yakup Kuyusunun 300 metre kuzeybatısında, Batı Şeria’nın Nablus kentinin eteklerinde, Geç Tunç Çağı’nda Shakmu ve İncil’de Shechem olarak geçen Tell Balata yakınlarında yer alan anıt mezardır.

 

HZ. EYÜP:

Hz. Eyüp’e (a.s.) kavminden 7 kişinin iman ettiği, 140 veya 93 yaşında vefat ettiği rivayet edilmektedir. (bk. Ö. N. Bilmen, Kur’ân-ı Kerim’in Türkçe Meâl-i Âlisi ve Tefsiri, IV, 2174.) Buhari Şarihi Aynî’ye göre, Hz. Eyüp’ün kabri Şamda Besnededir. (Tecrid, IX, 143.)

 

HZ. ŞUAYP:

Bir rivayete göre Hz. Şuayp (a.s.) Medyen kavminin helak edilmesinden sonra kendisine inananlarla birlikte Mekke’ye göç etmiş, vefat ettikten sonra Kâbe yakınlarında defnedilmiştir.

 

 

HZ. MUSA:

Musa Peygamberin kabri Kudüs'te Mescid-i Aksa ile Eriha arasındaki kızıl kum tepelerinde bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz buyuruyor: “Vallahi ben orada olsam onun yol kenarındaki kırmızı kum tepesinin yanında bulunan kabrini size gösterirdim.” (Sa‘lebî, s. 188-190)

 

HZ. HARUN:

Hz. Harun (a.s.) 117 yaşında Tih çölünde bir dağda vefat etmiştir ve kabri oradadır.

 

HZ. DAVUT:

Hz. Davut (a.s.), rivayetlere göre otuz yaşında kral olmuş ve kırk yıl altı ay (yedi yıl altı ay el-Halil’de, otuz üç yıl Kudüs’te) saltanat sürdükten sonra yetmiş bir yaşında vefat etmiştir. Hz. Davut’un (a.s.) kabri Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın güney batısında kendi adıyla anılan Davut şehrinde, Sion Tepesinin üzerindedir.

 

HZ. SÜLEYMAN:

Hz. Süleyman’ın (a.s.) kırk yıl saltanat sürdüğü ve elli üç yaşında (bazı kaynaklarda elli iki yaşında) vefat ettiği nakledilmektedir. (Mes‘ûdî, I, 58; Sa‘lebî, s. 328) Hz. Süleyman’ın (a.s.) kabri, Kudüs’te Kubbet'üs-Sahra ve Mescid-i Aksa Kıble Camiî’nin de bulunduğu Beytül Makdis denilen mukaddes alandaki bir binanın içindedir.

 

Hz. YUŞA:

Hz. Yuşa’nın (a.s.) kabri Beykoz’daki Yuşa tepesindedir. Bu inanç, Yahya Efendi Hazretlerinin bir kerametine dayanmaktadır. Gerçekte ise kabrin, Hz. Yûşâ’ya (a.s.) ait olduğunu söylemek kesin olarak mümkün değildir. Çünkü Hz. Yûşâ’nın (a.s.) kabrinin Nablûs veya Halep yakınındaki Maarra şehrinde olduğu da söylenmektedir.

 

HZ. YAHYA:

Galile ve Perea bölgesinin yöneticisi Herod Antipas’ın, Hz. Yahyâ’nın (a.s.) tebliğinden rahatsızlık duyması yanında Nabat Kralı IV. Aretas’ın kızı olan hanımını boşayarak Yahudi hukukuna göre meşrû sayılmayan, kardeşinin hanımı Herodias ile evlenmesinin Hz. Yahyâ (a.s.) tarafından eleştirilmesi onun öfkesini iyice arttırmış, Hz. Yahyâ’yı (a.s.) tutuklatıp hapse attırmış, daha sonra da başını kestirmek suretiyle idam ettirmiştir. Ahd-i Cedîd’de kandile benzetilen Hz. Yahyâ’nın (a.s.) (Yuhanna, 5/35) kol ve kafatası ve bazı kemiklerinin Topkapı Sarayı Müzesi Mukaddes Emanetler Dairesi’nde bulunduğu ileri sürülmektedir.

 

HZ. İSA:

İbn-i Abbâs’tan gelen rivayete göre, Yahudilerden bir cemaat, İsa (a.s.) ve annesi Hz. Meryem’e dil uzattılar. Hz. İsa (a.s.) da ellerini kaldırdı ve: “Yâ Rabbî! Sen beni «Kün! = Ol!» kelimesi ile halk ettin. Bana ve anneme dil uzatanlara lânet et!” diye dua etti

Allah, bu duayı kabul buyurarak, iftira ve alay eden­leri maymun ve domuza çevirdi. İşte bu hâdiseden sonra Yahudiler, Hz. İsa’yı (a.s.) kat­letmeye karar verdiler. Havarilerden Yehûdâ’ya birkaç kuruş pa­ra vererek ondan Hz. İsa’nın (a.s.) yerini öğrendiler. Fakat Cebrail (a.s.), Rûhullâh’ın yanından hiç ayrılmıyor, O’nu koru­yordu. Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “…Biz Meryem oğlu Îsâ’ya açık mucizeler verdik ve O’nu Rûhu’l-Kudüs ile güçlendirdik…” (el-Bakara, 253)

Nihayet Hz. İsa (a.s.), Allah tarafından semâya kaldı­rıldı. O sırada otuz üç yaşındaydı. Yahudiler, Hz. İsa’nın kaldığı eve girince Cenâb-ı Hak, onlara Yehûdâ’yı İsa (a.s.) şeklinde göstertti de Rûhullâh’ın yerine Yehûdâ’yı öldürdüler. Allâh-ı Teâlâ buyurur:

“İnkâr etmelerinden ve Meryem’in üzerine büyük bir iftirâ atmalarından ve «–Allâh elçisi Meryem oğlu Îsâ’yı öldürdük!» de­meleri yüzünden (onları lânetledik). Hâlbuki O’nu ne öldür­düler; ne de astılar. Fakat (öldürdükleri) onlara Îsâ gibi gös­terildi. O’nun hakkında ihtilâfa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uymak dışın­da hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak O’nu öl­dürmediler.” (en-Nisâ, 156-157)

“Bilâkis Allâh, O’nu (İsa’yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allâh izzet ve hikmet sâhibidir.” (en-Nisâ, 158)

Hz. İsa’nın (a.s.) son günleri hakkında İncil’in 221 ve 222. bâblarında şu bilgiler yer veriliyor: Roma askerleri, Hz. İsa’yı (a.s.) yakalamak için eve girdikleri vakit, Cenâb-ı Hakk’ın emri ile dört büyük melek onu pencereden çıkararak semâya ref’ ettiler.

 

HZ. MUHAMMED:

Peygamber Efendimiz; 8 Haziran 632 yılında (Hicri 11, Rebiülevvel 12) Pazartesi günü, Medine’de ve 63 yaşında vefat etti. Hz. Ayşe’nin kolları arasında “maa’r-refîkı’l-a‘lâ” (en yüce dosta) sözüyle ruhunu teslim etti.

Peygamber Efendimizin cenazesi Abbas’ın oğulları Fazl ile Kusem ve Üsâme b. Zeyd’in (r.a.) yardımıyla Hz. Ali tarafından salı günü yıkandı ve bulunduğu odada muhafaza edildi. Önce erkekler, ardından kadınlar, daha sonra çocuklar gruplar halinde içeri girip münferiden cenaze namazını kıldılar. Naaşı, vefat ettiği yerde kazılan mezara Hz. Ali, Fazl, Kusem ve Üsâme (r.a.) tarafından indirildi.

Peygamberimizin kabri, Medine’deki Mescid-i Nebevî’nin içinde Ravza-i Mutahhara’da yer almaktadır. Riyazul Cenne yani Cennet Bahçeleri olarak da bilinir. Ravza bahçe anlamındadır.

 

HZ. HARUN'UN KABRİ
HZ SALİH'İN KABRİ
HZ. ŞUAYB'IN KABRİ
HZ. YAHYA'NIN KABRİ
HZ. ZEKERİYA'NIN KABRİ
HZ. LUT'UN KABRİ
HZ. YUŞA'NIN KABRİ
HZ. YAHYA'NIN KOLU
HZ. MUSA'NIN KABRİ
HZ. İBRAHİM'İN KABRİ
HZ. İSA'NIN KABRİ
RAVZA-İ MUTAHHARA
  • YORUMLAR (0)
  • YORUM YAP
    • İlk yorumu sen yap.
  • Ad Soyad E-mail Adres Yorum