MAİL LİSTEMİZE KATILIN

İSLAM YAYILIRKEN SAHTE PEYGAMBERLER III
19 Ekim 2019

(ÜÇÜNCÜ BÖLÜM)

 

İLK SAHTE PEYGAMBER ESVED ül-ANSİ (?-Ö.632)

 

Peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan kişilerin ilki Abhele b. Kâ‘b b. Avf el- Esved ül- Ansi’ydi. Yemen bölgesinde yerleşik Ans kabilesine mensup Esved, halk arasında ‘Zu’l Hımar’ diye anılıyordu. ‘Hı’ ya da ‘ha’ vurgusuyla okumaya göre ‘eşekli’ ya da ‘peçeli’ manasına gelen ‘Hımar’ anlatılanlara bakılırsa iki durumda da Esved’e uygun sıfattı. Onun yanından ayırmadığı terbiyeli bir eşeğinin olduğu ve Esved kulağına ‘Rabbine secde et’ dediğinde hayvanın ön ayaklarını büküp çömeldiği, ‘Kalk’ dediğinde kalktığı rivayet ediliyordu. Günümüz sirk hayvanlarının marifetleri düşünüldüğünde ilginç yanı olmayan bu olay o çağda gizemin kanıtı olarak görülüyordu. Esved’in Peçeli diye anılmasının sebebiyse muhtemelen kâhin olduğu için daima yüzünü örten peçe takarak gezmesiydi... Onun kabileler nezdinde önemsenmesini sağlayan bir diğer olay tertiplediği gösterilerde yüz kadar hayvanı yere çizdiği bir çizgi üzerinde hizaya dizip sonra hepsini sırasıyla mızraklaması ve bu vahşi gösteri sona erene kadar da zavallı hayvanların yerlerinden kıpırdamamasıydı. Birçok inanılır kaynakların verdiği bu haberler, bizde onun kâhinliğinin yanı sıra, kuvvetli bir ipnotizmacı olduğu kanaatini haklı olarak uyandırmaktadır. Esved ise bunu kendisindeki ilahi güçle açıklıyordu.

 


Kaynaklarda Esved’in Hz. Muhammed’in hastalandığı haberini aldıktan sonra ‘Rahman-ül Yemen’ adını seçip peygamberliğini açıkladığı ve bu açıklamayı yapar yapmaz kimi kabilelerin biatını (bir kimsenin yönetimini, egemenliğini tanıma) elde ettiğini tespit ettik. İslam’ın yayılmasından rahatsız herkesin Esved’e destek olduğunu düşünmek de mümkün. Bu sayede, Bahreyn’den Aden’e ve Taif’e kadar uzanan geniş bir bölgeyi kontrolüne aldı. Ve bazı vilayetlere vali tayin etti. Bu arada Hıristiyanların yoğun olarak yaşadığı Necran şehri halkı da kendisine kolaylıklar gösterdi. Çevresinde kendisine inanan kabilelerin artması neticesinde Esved bir ayaklanma, isyan başlattı. Bu ayaklanma, sadece Medine hükümetine karşı değil, aynı zamanda İslâmiyet sayesinde üstünlüğünü muhafaza eden Ebna’lara da karşıydı. İşte böylece milli bir isyanın başına geçmiş bulunan Esved yeni bir din kurmaktan ziyade, yeni ülkeler fethetmeye önem vermiş, peygamberlik iddialarını ise sadece bu emelinin tahakkuk etmesi için bir araç olarak kullanmıştı.

 

 

İyice kuvvetlenen Esved, Necran'a doğru ilerledi ve isyanın onuncu gününde Necran' ı zaptetti. Birkaç gün sonra Müslüman kuvvetleri, onun Şaub bölgesinde olduğu haberini aldılar. Şehr bin Bâzân da isyanın yirminci gecesinde Esved'e karşı harekete geçti. Şehr bin Bâzân, San'a'dan dışarı çıktı. Esved'in yanında Kays bin Abd-i Yegus (buna Kays bin Hübeyre Makşuh Muradi de denmektedir), Muaviye bin Kays ül - Cenbi, Yezid bin Husayn ül - Harisi ve Yezid bin el - Efkel ül - Ezdi gibi şahsiyetler vardı ki, bunlar mensup oldukları kabilelerin en ileri gelen insanlar insanlarıydılar; San'a'ya doğru yürüdüler ve zafer rüzgarı pek de umulmadığı halde Esved tarafına esti. Esved, Şehr'i öldürdü, San'a'yı zaptetti, çok kere adet olduğu üzere mağlup başkanın karısı Merzubâne Âzad ile evlendi.

 

Kısa bir süre içinde Esved, Hadramavt bölgesi sınırından Tâif vilâyetine ve Bahreyn bölgesinden Aden'e kadar olan bütün topraklar ı eline geçirmiş bulunuyordu. Bazı kıyı bölgeleri eline geçirmeyi, Aser, Şerce, Galâfika, Aden ve el Cend'i de topraklarına katmayı başardı. Ancak artan gücü, evhamını da kabartmıştı. Esved bu büyük ve kolay zaferlerden pek ziyade gurura kapıldı; komutanlarından ve Ebna kabilesinden olan Firuz, Dazeveyh ve Kays' ı küçümsemeye, onlardan yüz çevirmeye başladı. Bağlılığından şüphelendiği herkesi ‘Şeytan beni uyardı’ diyerek ölümle tehdit ediyordu. Adamlar korkudan ne yapacaklarını düşünürken aradıkları destek Esved’in karısından geldi. ‘Kocamı öldürdü ve beni gasbetti. Bu dünyada ondan daha çok nefret ettiğim bir insan yok’ diyen Azad, Esved’in öldürülmesi için yapılacak plana iştirak edeceğini bildirdi ve onun içkiden sızdığı bir gece sarayın arka kapısını açıp üç suikastçıyı içeri aldı. Esved’in boğazlanırken çıkardığı gök gürültüsünü andıran hırıltıları işiten muhafızları ‘Peygambere vahiy geliyor, ellemeyin’ diye geri gönderen de Azad’dı. Sabah suikastçılardan biri ‘Allahu ekber, Allahu ekber’ diye başladığı ezanı ‘Esved Allah’ın düşmanıdır’ diyerek tamamlayınca ahali adamın işkenceyle öldürüleceğinden emin beklemeye başladı. İşte tam bu sırada diğer iki suikastçı sahte peygamberin kesik başını halkın önüne atıverdi. Haberciler Esved’in ölümünü Hz. Muhammed’e bildirmek için hemen yola çıktılar ama geç kalmışlardı. Peygamber onlar Medine’ye gelmeden 8 Haziran 632 günü vefat etmişti. Esved'in öldürülmesi ile Yemen'de İslâmiyet yeniden zafer kazanmış oldu. Fakat çok kısa bir zaman için. Çünkü Hazret-i Muhammed'in ölüm haberi, Cahiliye devri adet ve inançlarını bırakmış, ancak İslâmiyet'i henüz tam olarak benimseyememiş, sindirememiş Yemenli bir kısım halkın yeniden dinden çıkmasına neden olmuştur.

 

Ana kaynaklara dayanarak buraya kadar incelediğimiz Esved'in hayatı, görüldüğü gibi, biri dini, diğeri siyasi olmak üzere iki taraflıdır. Gene görülüyor ki, geçici bir zaman için de olsa gösterdiği ipnotizmacılık marifetleriyle etrafındaki bazı insanları kendi peygamberliğine inandırmış olmasına rağmen, onun bu tarafı çok hareketli geçmiş olan siyasi hayatına oranla pek sönük kalmıştır. Esved yeni bir din kuramamış, her ne kadar yakın taraftarlarından bir kısmını kendi peygamberliğine inandırmağa muvaffak olmuşsa da, yeni ve kutsal bir kitap da bırakamamıştır. O, her ne kadar Rahman' ın adına konuşmakta olduğunu ve bir melek vasıtasıyla vahiy aldığını sık sık söylemişse de bunlar, kaynaklara nazaran daha çok kendi şahsi kuvvetini tanıtmak maksadıyla söylenmiş sözler olup ilahi bir takım emirlere benzemekten tamamıyla uzaktırlar. Bununla beraber Esved'in Musevi, Hıristiyan ve İslam monoteizminin tanınmış ve yerleşmiş bulunduğu Yemen'de bir putun adına değil, görünmeyen yüksek bir Tanrının adına ortaya çıktığını iddia etmiş olduğu muhakkaktır.

 

Esved hakiki hüviyetiyle, sadece seziş kuvveti fazla olan kurnaz, cesur ve iktidar ihtirası ile dolu, usta bir siyaset adamıydı. O, Peygamber'in hastalığı haberinden ve Yemen'deki bazı kabileler arasındaki vergi meselelerinden doğan Ridde'den istifade etmesini bilmiş ve gizliden gizliye hazırlanmaya başlamıştı. Esved savaşçı bir peygamber sıfatıyla ortaya atılmış ve kısa zamanda büyük toprakları eline geçirmişti. Ancak kazandığı bu zaferler onu çok gururlandırmış ve neticede arkadaşlarını, dostlarını küçümsemeye, halka zulmetmeye, sürekli içip gece gündüz sarhoş gezmeye başlamıştır. Bu durum onun hayatına mal olacaktır. Esved bir milli isyanın önderliğini üzerine almıştır. Eğer o, hakiki bir peygamber olarak tanınsaydı, ölümünden sonra dini eserinin devam etmesi, hiç olmazsa bunun kalıntılarının daha sonraki devirlerde yaşayan râvilere (hadisi senediyle usulüne uygun olarak nakleden kimse) bir nebze olsun malzeme teşkil etmesi gerekirdi. Esved'in ölümü ile birlikte, onun peygamberliği de derhal unutulmuştur.

 

 

(ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN SONU)

 

RİDDE SAVAŞLARI
SELAHADDİN EYYUBİ
SELAHADDİN EYYUBİ'NİN TÜRBESİ
KABE
  • YORUMLAR (0)
  • YORUM YAP
    • İlk yorumu sen yap.
  • Ad Soyad E-mail Adres Yorum